Yoğun Bakımda Yatan Hastalara Duyusal ve Bilişsel Açıdan Hemşirelik Yaklaşımları Ve Müzik Terapi  

  YOĞUN BAKIMDA YATAN HASTALARA DUYUSAL VE BİLİŞSEL AÇIDAN HEMŞİRELİK YAKLAŞIMLARI ve MÜZİK TERAPİ

Ayşin Kayış

Acıbadem Bakırköy Hastanesi-Sorumlu Hemşiresi

Retrospektif olarak yapılan bu çalışmanın amacı Yoğun bakımda yatan hastaların fiziksel bakımının yanısıra duyusal ve bilişsel açıdan da ihtiyaçlarının karşılanmasının iyileşme sürecinde etkili olduğunu göstermektir.


Yoğun bakım ünitelerinde çok sayıda teknolojik araç-gereç bulunmaktadır. Bu araç-gereçler hayat kurtarıcı olmakla beraber hasta için korkutucudur ve hastaların çevreyi yabancı algılamalarına neden olabilir. Bilinci açık hastaların durumlarını kavramaları, monitörizasyon, ventilatör, infüzyon ve perfüzyon setleri, idrar sondası, kateterler gibi nedenlerden dolayı hareket kısıtlılığı, temporal ritmin ve gece-gündüz ayrımının kaybedilmesi, izolasyon, sık tekrarlanan ağrılı manüplasyonlar, alışık olunmayan çevre ve kişiler, gürültü, uyku düzeninin bozulması, tıbbi araç ve gereçlerin sesleri, yakınlarını görememe, cihazlara bağımlılık duygusu, hastalık, tedavi ve uygulamalar hakkında bilgilendirilmeme gibi durumlar hastalarda ajitasyon, anksiyete, depresyon, disoryantasyon, deliryum gibi çeşitli psikolojik semptomların ortaya çıkmasına ve duyusal yoksunluğa neden olmaktadır. Duyusal girdilerin nitelik ve niceliğinin azalması sonucu hastalarda şaşkınlık, kararsızlık, düşünce kopukluğu, oryantasyon bozukluğu, yanlış değerlendirme ve hafıza zayıflığı ortaya çıkabilir. Myokard enfarktüsü geçiren hastaların bu hastalığın stresi ile başa çıkmak için daha fazla uykuya gereksinimleri olmasına karşın, yoğun bakım ünitesinde çevresel uyaranların sürekliliği ile duyu yüklenmesi, uyum bozukluğu ve uyku yoksunluğu belirtileri ortaya çıkmaktadır.

Hemşirelik yaklaşımlarında hasta bireyin bir bütün olduğunu kabul ederek duyusal, bilişsel ve fiziksel ihtiyaçlarını karşılamaktadır. Bütüncül sağlık bakımı için (holistic health care) hemşire ve hekim bireyi fiziksel, emosyonel, mental ve spiritual (manevi ) açıdan ele alır. Her hasta için ayrı bakım planı yapılır. Hasta ve hasta yakınları ile işbirliği yaparak stresör ajanları tespit edip, evdeki alışkanlıklarını öğrenip bakımını planlanmakta ve uygulanmaktadır.

·         Müzikle terapihasta ve yakınları ile görüşerek sevdiği müzik türüne göre kasetçalar veya kulaklık ile müzik dinletme.

·         Görsel ve işitsel gelişimi için televizyon seyretmesini sağlama.

·         Uykusuzluk nedeniyle anksiyete yaşamamsı için ortamı ugun hale getirip uyumasını sağlama

·         Yer-zaman kavramı için hastayı bilgilendirme, gazete, dergi, kitap okumasını sağlama.

·         Ailesi ve yakınları ile görüşmelerini ve birlikte olmalarını sağlama.

Müzik bütün insanlık tarihinde duygu ve bilgilerin anlatım biçimi olarak bilinir.Çeşitli insan toplulukları, sosyal oluşuma paralel olarak kültür değerlerinin ulaştığı vasata göre, müziğin etkilerini keşfetmişler ve pek çok konuda müzikten ve onun çok yakın öğeleri olan ritm ve danstan yararlanmışlardır. Türklerde dans, melodi ve ritm birçok amaç için kullanılıyordu.Özellikle Şamanik inanç çerçevesinde ayinlerin en önemli malzemeleri melodi, ritm ve danstı. Bizanslılar ve Çinliler de müzikle tedavi konusunda oldukça etkili çalışmalar yapmışlardır.Türk tedavicilere Baksı ve Kam denilmekteydi ve Osmanlı döneminde de 500 yıl öncesinde müzikle tedavi yapılmıştır. Müziğin hafızayı güçlendirme, sakinleştirme ve karamsar, durgun ve neşesiz hastalarda olumlu sonuçlar aldıklarını bildirmişlerdir.

Müzik terapinin yararları Anksiyete ve stresin azaltılması, ağrı ve rahatsızlığın ilaç dışı kontrolünün sağlanması, mood ve duyusal durumların pozitif değişikliğin sağlanması, hastanın tedaviye aktif ve pozitif katılımının sağlanması, hastanede kalış süresinin kısaltılmasında rolü vardır.Ayrıca Solunumu daha düzgün hale getirir, kan basıncını düşürür, kardiak outputu düzenler, kalp hızını düzenler, kas gerilimini azaltır.

Müzik terapinin olumlu etkilerine yönelik Avrupa ve Amerika’da araştırmalar yapılmıştır. Marmara üniversitesi ve Münih Müzik Akademisi işbirliği ile Müzik Pedogojisi bölümü dört yıl önce açılıp öğretime başlamıştır.Almanya’da nörolojik rehabilitasyon için komada olan hastalara müzik terapi uygulanmış ve olumlu sonuçlar alındığı bildirilmiştir. Avrupa’da ve Amerika’da yoğun bakım ünitelerinde yatan hastalarda müziğin görsel-işitsel (odiovizyol) etkisi incelenmiştir.Ağrı ve anksiyetenin kontrolünde müzikal ve görsel alternatif tedavi olumlu sonuç vermiştir. Hemşirenin de gözlemi değerlendirilerek, hastanın kendi bildirdiği ağrı ve anksiyetesi, gerginliği sorgulanmış işlem esnasında müzik tedavisi alanların almayanlara göre dikkate değer bir azalma olduğu belirlenmiştir. Müzik tedavisinin değerli bir non invaziv bir yöntem olduğu kabul edilmiştir. Ayrıca hastanın duyusal gelişimi için dokunma önemli bir faktördür ve tedaviyi desteklemektedir. Müzikle beraber dokunmak korku duygusunu huzur ve sevinç duygularına çevirmekte ve immün sistemi de olumlu etkilemektedir. Müziğin sakinleştirici, umut verici etkilerinden faydalanarak özellikle komalarda, CVA, KOAH, alzheimer, alkolizm ve ruh hastalıklarında olumlu sonuçlar alınmaktadır. Ancak seçilen müziğin hastanın kültürel yapısına, dini inançlarına, yaşına, hastalığına uygun seçilmelidir.Hastadaki olumlu değişikleri ilk farkeden kişinin hemşire, daha sonra terapistin ve en son doktorunun olduğu yapılan araştırmalarda saptanmıştır.Hemşirenin tedavi ve iyileştici rolünün önemi bir kez daha ortaya çıkmaktadır.Bizim de bu yönde çalışmalar devam etmekte ve olumlu vaka örnekleri ile karşılaşılmaktadır.
Örnek vaka: 56 yaşında erkek hasta cranial anevrizma tanısı ile izlenmekte idi ve opere edildi.Mekanik ventilasyonda, bilinci kapalı bir süre takip edildi.Extübe edildikten sonra gözlerini açabiliyor ve sesli uyaranlara az da olsa yanıt verebiliyordu. Tıbbi tedavi ve bakımı devam ederken, düzenli olarak kulaklık ile müzik dinletildi. Ailesi ile beraber olmasını sağlandı. On gün sonra dinlediği müziği mırıldanmaya başladığını gördük. Daha sonra bilinç durumunda olumlu değişiklikler gözlendi, extremiteler hareketlenmeye başlandı.Tedavisi yoğun bakım ve sonrasında çıktığı katta devam etti ve bir ay sonrasında taburcu edildi.

Sonuç:
Acıbadem Bakırköy Hastanesi Yoğun Bakım hemşireleri olarak bütüncül yaklaşımı benimsiyor, her bireyin / hastanın bütünleyici bilgilendirme, tedavi ve rehabilitasyon hakkına sahip olduğunu kabul etmektedir.

Öneriler:
Hemşirelik eğitimi sürecinde hastalara bütüncül yaklaşımlarla ilgili müfredatların desteklenmesi ve geliştirilmesi, bu konuda karşılaştırmalı bir çalışma yapılarak istatistiksel bilgilerin elde edilmesi ve çalışma sonuçlarının hemşirelik bakımına uyarlanması, duyurulması önerilir.

KAYNAKLAR

1.Güvenç, O.:Müzik Terapi Semineri,20 mart 2002.

2.Eberhard, W.:Çin Tarihi, Türk Tarih Kurumu Basımevi, S:5-17, Ankara,1947.

3.Mollaoğlu, M.:Yoğun Bakım Hemşireliği Dergisi.:Kritik Bakım Ünitelerinin Duyusal Girdilere Etkileri ve Hemşirelik Girişimleri.19971(2):86-90.

4.Gökdoğan, F.:Yoğun Bakım Hemşireliği Dergisi.:Akut Miyokard Enfarktüsü Geçiren Hastanın Yoğun Bakım Ünitesindeki Uyku/Uyuma Sorunları..19971(2):83-85.

5.Departman of Surgery, Burn Center at Metrol Health Medical Center Cleveland, Ohio, 44109-1998,USA.

6.Mcıntosh, A.Sleep deprivation in critically ill patients.Nursing (Lond)19893:44-5

7.www.ncbı.nlm.nıh.gov.:Psychosoc Nurs Ment Health Sevr, 2001 Oct.39 (10):26-37.