Bebekler Ne Zaman ve Nasıl Gelmek İsterlerse Öyle Gelirler…
2003 yılında ebelik bölümünü kazandığım gün, sevinip üzülmek arasında kaldığım nadir günlerden biriydi. Tebrik mesajları beklerken “olsun kızım hayırlısı” diyen “2 senelik mi?” diye soran kişilerle karşılaşınca acaba doğru meslek mi? diye düşündüm. Ebelik hakkındaki olumsuz düşüncelerim minicik bir bebeğin hayata merhaba demek için verdiği mücadeleyi görene kadar devam etti.
Doğum anına tanık olmak, annenin yaşadığı yoğun duygulara ortak olmak ve bu mutluluğa katkıda bulunduğunu bilmek işin en haz veren kısmıydı.
Ne mutlu ki şu anda anlatabileceğim birçok doğum hikâyesi var. Ancak ebelik mesleğinin profesyonellik gerektirdiği bilincine tam anlamıyla 24 haftalık aceleci ikiz bebeklerin doğum sürecinde vardım. Akşam nöbeti teslim aldıktan sonra yapılan tüm müdahalelere rağmen kadın doğum hekimimiz, doğum eyleminin başladığını ve bebeklerin ayrı yumurta ikizleri olduğu için amnions kesesi açılan bebeğin doğurtulacağını diğer bebeğin doğmaması için tedaviye devam edileceğini söyleyince gerçekten inanamamıştım. Uterus kontraksiyonları, rahim ağzı açıklığının olması ve tüm bunlarla birlikte annenin itici kuvvetlerine karşılık ikinci bebek nasıl doğurtulmayacaktı. Hastamızı sakin tutmaya çalışarak tüm ekibin desteği ile doğumhaneye aldık.
Doğum sırasında bizden yardım istercesine uzanan o el o anki duyguları bugün hala aynı yoğunlukta yaşamama yetti. Doğum başlamıştı önce minicik bir el geldi sonra gövdesi, parmak bebeğimiz doğmuştu ve canlıydı, yaşam mücadelesi onu bekliyordu, yaşama şansı çok düşüktü ama biz yinede umutluyduk. İkinci bebek gerçekten doğmamıştı, her şey yolunda gidiyordu ta ki 2 gün sonra ikinci bebek doğana kadar, ikinci bebekte gelmeye karar vermişti hem de kardeşinin doğduğu saatte. Anneyi doğumhaneye aldığımızda ilk doğan bebeğimizin kaybedildiğini öğrendik. Bir yaşam başlamaya çalışırken diğeri bitmişti. 2.bebeğimiz ölü doğmuştu, bu durum anneye nasıl açıklanabilirdi.
Önce babaya bebeklerin kaybedildiği bilgisi verildi, üzerinden 2 yıl geçmesine rağmen babanın bu haberi aldıktan sonraki sesi hala kulaklarımda. Anneye söylememizi istemedi, odaya her giriş çıkışımızda anne bebeklerini soruyordu artık odaya bile girmek istemiyorduk çünkü verecek bir cevabımız yoktu. Anneyi yavaş yavaş bu duruma hazırladık ve eşi bebeklerini kaybettiklerini anneye açıkladı o anda yaşadığımız duyguları anlatmaya kelimeler yetmez… Hastamızı taburcu ettikten 2 yıl sonra bizi ziyarete geldiler yanlarında güzeller güzeli bebekleri vardı, daha 2 aylıktı. “Ablalarını görmeye geldik” dediler, biz bir aile olmuştuk artık.
Tedavi sürecinde ve doğumda yaşananlar bana ve tüm ekip arkadaşlarıma ebeliğin ne kadar önemli bir meslek olduğunu ve gerçekten profesyonellik gerektirdiğini bir kez daha hatırlatmış oldu. Her doğum kişiye özeldir ve bebekler ne zaman ve nasıl gelmek isterlerse öyle gelirler…
Yazan: Sevil Güleç
Acıbadem Bursa Hastanesi 3. Kat Klinik Eğitim Hemşiresi
Her yıl düzenlenen "Yılın Başarılı Sağlık Girişimcisi ve Yöneticisi" ödülleri kapsamında "Yılın En Başarılı Hemşirelik Hizmetleri Yöneticisi" ödülünü Acıbadem Maslak Hastanesi Hemşirelik Hizmetleri Müdürü Neşe Bakoğlu aldı.
ASEGEM (Acıbadem Üniversitesi Sürekli Eğitim ve Gelişim Merkezi) ve Acıbadem Kozyatağı Hastanesi işbirliği ile düzenlenen “I. Onkoloji Hemşireliği Semineri” 4 Haziran 2010’ da gerçekleşti. Kurum içi ve kurum dışı katılımcıların olduğu seminere toplam 81 kişi katılmıştır.
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’ nın okunmasının ardından Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Direktörü/Başhekimi Dr. Demet Dinç, Acıbadem Sağlık Grubu Hemşirelik Hizmetleri Direktörü Uzm. Saliha Koç....
"Geleceğe Bakış Projesi" kapsamında bu yıl 5.'sini gerçekleştireceğimiz "Yaz Stajına" yönelik;14–21 Haziran 2010 tarihleri arasında yaz stajyer görüşmeleri gerçekleştirildi. 24 farklı üniversiteden toplam 106 öğrenci ile görüşüldü ve 71 öğrenci yaz stajyeri olarak kabul edildi. Öğrencilerimiz 5 Temmuz tarihinden itibaren stajlarına başlayacaklar ve kliniklerde olacaklardır.
Her saat başı bebeklerin hayata daha da sıkı tutunduğunu düşünüyordum bende anne gibi. Sabaha karşı tansiyonları düştü, kendini daha iyi hissettiğini söyledi. Korkulan olmamıştı. Bir anne pozitif enerjisi ile korkulanın olmasına izin vermemişti
Doğum sırasında bizden yardım istercesine uzanan o el o anki duyguları bugün hala aynı yoğunlukta yaşamama yetti. Doğum başlamıştı önce minicik bir el geldi sonra gövdesi, parmak bebeğimiz doğmuştu ve canlıydı, yaşam mücadelesi onu bekliyordu....