Bir Hastadan Öğrendiğim: Bir Onkoloji Hemşiresinin Hikâyesi

Hemşirelik, çoğu zaman sadece bir meslek olarak tanımlanır. Aynı zamanda bireyin fiziksel, psikolojik ve sosyal gereksinimlerini bütüncül bir yaklaşımla ele alan, terapötik iletişime dayalı profesyonel bir disiplindir. Oysa bazen aynı dili konuşmadan anlaşabilmek, bir bakışta duyguları paylaşabilmek ve yalnızca varlığınla birine güç verebilmektir. Klinik uygulamalar sırasında kurulan güven ilişkisi, ortak bir dilin bulunmadığı durumlarda dahi empati, saygı ve insani yaklaşım aracılığıyla sürdürülebilir.

Servisimize Uganda’dan gelen bir hasta yatmıştı. Daha önce kanseri yenmiş, hayatla güçlü bir bağ kurmuş bir insandı. İlk geldiğinde yürüyebiliyor, kendi ihtiyaçlarını büyük ölçüde karşılayabiliyordu. Sadece İngilizce konuşuyordu. Benim İngilizcem ise üniversitenin ilk yılında aldığım derslerle sınırlıydı. Başlangıçta iletişimimiz kısa ve basit cümlelerden ibaretti. Zamanla bu cümleler yerini gülümsemelere bıraktı. Ardından, kelimelerin ötesine geçen samimi bir bağ kuruldu.

Tedavi sürecinin ilerleyen dönemlerinde hastanın klinik durumu giderek kötüleşti. Yaklaşık altmış gün boyunca servisimizde takip edildi. Bu süreçte hasta ve ailesiyle kurulan terapötik ilişki, yalnızca sağlık hizmeti sunumunun ötesine geçti. Karşılıklı güven, saygı ve insani paylaşım; dil farklılığının oluşturduğu engelleri büyük ölçüde ortadan kaldırdı.

Bir akşam nöbetinde hastanın durumunun kritik olduğu bilgisi tarafıma devredildi. Odaya girdiğimde eşinin yoğun bir üzüntü içinde olduğunu gördüm. O an duygularımı İngilizce ifade etmekte zorlandım. Çeviri uygulaması aracılığıyla, hastanın büyük bir mücadele verdiğini ve sağlık ekibi olarak her koşulda yanlarında olduğumuzu ilettim. Teknolojik bir aracın kullanılması, o anda iletişim kurabilmemizi sağladı; ancak asıl belirleyici olan, verilen mesajın samimiyeti ve desteğiydi.

Ne yazık ki o gece, uygulanan tüm tıbbi girişimlere rağmen hastamızı kaybettik

Ailesi, morga götürülmeden önce onu son kez görmek istedi. Sessizce odada buluştuk. Hiç konuşmadık. Ama gözlerimizle birbirimize çok şey anlattık.

Daha sonra yabancı oldukları için odada bir süre daha kalmak istediler. Tüm işlerimi tamamladıktan sonra cesaretimi toplayıp yanlarına gittim. Yine konuşamadım. Aklıma, İngilizce konuşamadığım anlarda şakayla karışık “no translate” deyip birlikte güldüğümüz anlar geldi.

Bu kez yine çeviri uygulamasına sarıldım ve bir ihtiyaçları olup olmadığını sordum.

Verdikleri cevap ise meslek hayatım boyunca unutamayacağım bir anı olarak kalacaktı:

“Ona ilk kez yatak banyosu yaptırdığın günü hatırlıyorum. Ona çok iyi gelmişti ve o gece huzurla uyumuştu. Bazen çok yorgun olsan da bizimle her zaman tüm gücünle ilgilendin. Bunun için sana minnettarız. Tanrı seni kutsasın.”

O an bir kez daha anladım ki hemşirelik; yalnızca tedavi uygulamak değildir. Bir insanın hayatına dokunabilmek, onun en zor anında yanında olabilmektir. Bazen bir kelimeyle, bazen bir dokunuşla, bazen de sadece var olarak…

Ve ben, bu mesleği hayatım boyunca gururla ve huzurla yapacağımı o gün bir kez daha hissettim.

 

Hazırlayan : Bedirhan Hafızoğlu

Acıbadem Maslak Hastanesi

2.Kat E Blok Onkoloji Hemşiresi

 

.

 

 

2020 - Acıbadem Hemşirelik - Tüm Hakları Saklıdır.