Doğum Eyleminde Psikososyal Desteğin Anne ve Bebek Üzerine Etkileri

Doğum eylemi, kadının yaşamında yalnızca biyolojik bir süreç değil aynı zamanda psikolojik, sosyal ve kültürel boyutları bulunan çok yönlü bir yaşam deneyimi olarak değerlendirilmektedir. Gebelik sürecinin son aşamasını oluşturan doğum, anne adayının fiziksel sağlığını etkilediği kadar psikolojik durumunu ve sosyal çevresiyle olan ilişkilerini de doğrudan etkilemektedir. Bu süreçte annenin yaşadığı deneyimler yalnızca doğum anını değil aynı zamanda doğum sonu dönemi, annelik rolüne uyum sürecini ve anne-bebek ilişkisini de belirlemektedir. Gebelikte ortaya çıkan bazı biyolojik ve çevresel risk faktörlerinin doğum süreci üzerinde etkili olduğu ve bu risklerin anne ve yenidoğan sağlığı açısından çeşitli sorunlara yol açabildiği belirtilmektedir (1).

Doğum sürecinin niteliği, annenin doğum deneyimini ve doğum sonrası psikososyal uyumunu doğrudan etkilemektedir. Doğum sırasında yaşanan ağrı, kaygı ve belirsizlik gibi faktörler kadının doğum deneyimini zorlaştırabilmekte ve doğum sürecine ilişkin olumsuz algıların oluşmasına neden olabilmektedir. Bu bağlamda doğum eyleminde ağrının yönetimi ve annenin psikolojik olarak desteklenmesi doğum deneyiminin daha olumlu algılanmasını sağlamaktadır. Doğum sırasında farmakolojik ve nonfarmakolojik ağrı kontrol yöntemlerinin uygulanması, annenin doğum sürecine daha aktif katılımını desteklemekte ve doğum sırasında ortaya çıkan stresin azaltılmasına katkı sağlamaktadır (2).

Doğum eylemi yalnızca fizyolojik bir süreç olarak değil aynı zamanda anne ile bebek arasında kurulacak ilişkinin başlangıcı olarak da değerlendirilmektedir. Doğum sürecinde annenin yaşadığı stres, kaygı ve fiziksel zorlanmalar anne-bebek etkileşimini ve doğum sonu dönemde gelişecek ebeveynlik davranışlarını etkileyebilmektedir. Doğum sonrası dönemde ebeveynlik davranışlarının şekillenmesinde doğum deneyiminin niteliği, annenin psikolojik durumu ve sosyal destek düzeyi önemli rol oynamaktadır.

Bu derleme çalışmasının amacı doğum eyleminde sağlanan psikososyal desteğin anne ve bebek sağlığı üzerindeki etkilerini literatür doğrultusunda değerlendirmektir. Doğum sürecinde sağlanan psikolojik ve sosyal desteğin anne memnuniyeti, doğum deneyimi, doğum sonu uyum ve anne-bebek etkileşimi üzerindeki etkilerinin ortaya konulması çalışmanın temel önemini oluşturmaktadır. Bu kapsamda doğum sürecinde uygulanan destekleyici bakım yaklaşımları ve psikososyal desteğin doğum deneyimi üzerindeki etkileri ele alınarak konuya ilişkin güncel literatür değerlendirilmiştir (3).

1. Doğum Eylemi ve Doğum Deneyiminin Özellikleri

Doğum eylemi, gebelik sürecinin son aşamasını oluşturan ve fetüsün uterus dışına çıkışı ile sonuçlanan fizyolojik bir süreç olarak tanımlanmaktadır. Ancak doğum yalnızca biyolojik bir olay olarak değil, aynı zamanda kadının yaşamında önemli psikolojik ve sosyal değişimlerin yaşandığı bir dönem olarak da değerlendirilmektedir. Bu süreçte annenin yaşadığı deneyimler doğumun algılanma biçimini ve doğum sonu döneme uyumunu doğrudan etkilemektedir. Doğum şeklinin anne ve yenidoğan sağlığı üzerinde önemli etkileri bulunduğu ve vajinal doğumun fizyolojik açıdan en uygun doğum yöntemi olduğu belirtilmektedir . Vajinal doğum, annenin doğum sonrası daha hızlı iyileşmesine ve bebeğin doğum kanalından geçiş sürecinde solunum sisteminin uyum sağlamasına katkı sağlamaktadır (4).

Doğum eyleminin niteliği üzerinde etkili olan faktörlerden biri de doğum sırasında uygulanan bakım yaklaşımlarıdır. Günümüzde doğum sürecinde alternatif doğum yöntemlerine yönelik ilginin artması, kadınların doğum deneyimini daha kontrollü ve konforlu bir şekilde yaşama isteği ile ilişkilendirilmektedir. Kadınların doğum yöntemine ilişkin tercihleri üzerinde doğum deneyimi, sağlık profesyonellerinin yaklaşımı ve sosyal çevrenin etkisi önemli rol oynamaktadır. Doğum sürecinde annenin kendisini güvende hissetmesi ve doğum eylemine aktif katılım göstermesi doğum deneyiminin olumlu algılanmasına katkı sağlamaktadır (5).

Doğum sonrası dönemde annenin fiziksel ve psikolojik sağlığı bebeğin gelişimi açısından da büyük önem taşımaktadır. Doğum sonrasında emzirmenin başlatılması ve sürdürülmesi anne ve bebek sağlığı üzerinde önemli etkiler yaratmaktadır. Anne sütü, yenidoğanın büyüme ve gelişmesi için en uygun besin kaynağı olarak kabul edilmekte ve doğum sonu ilk altı ayda yalnızca anne sütü ile beslenmenin önerildiği bilinmektedir. Bununla birlikte doğum sonu dönemde emzirmenin başarısı annenin psikolojik durumundan ve aldığı destekten etkilenmektedir (6).

Doğum sırasında ağrının yönetimi ve annenin psikolojik olarak desteklenmesi doğum deneyiminin olumlu algılanmasını sağlayan önemli faktörler arasında yer almaktadır. Doğum ağrısının kontrol altına alınması amacıyla farmakolojik yöntemlerin yanı sıra nonfarmakolojik yöntemler de kullanılmaktadır. Doğum sırasında uygulanan nonfarmakolojik yöntemlerin annenin ağrı algısını azaltarak doğum sürecine uyum sağlamasına yardımcı olduğu belirtilmektedir . Bu yöntemler aynı zamanda doğum sırasında annenin kendini daha rahat hissetmesini ve doğum sürecine daha aktif katılım göstermesini sağlamaktadır (7).

Doğum deneyimini etkileyen faktörlerden biri de doğum sürecinde yapılan müdahalelerdir. Doğum eyleminde gereksiz müdahalelerin artırılması doğumun medikalizasyonu olarak tanımlanan bir süreci ortaya çıkarmaktadır. Teknolojik gelişmelerin obstetrik bakımda önemli katkılar sağladığı bilinmekle birlikte gereksiz müdahalelerin artması doğum deneyiminin olumsuz algılanmasına neden olabilmektedir (8).

Doğum eyleminde uygulanan bazı rutin uygulamaların anne ve bebek sağlığı üzerindeki etkileri de araştırılmaktadır. Örneğin doğum sırasında uygulanan lavman işleminin anne ve bebek sağlığı üzerinde belirgin bir yarar sağlamadığı belirtilmektedir (9). Benzer şekilde doğum sırasında uygulanan epidural analjezi yönteminin doğum ağrısını azaltmada etkili olduğu ancak bazı durumlarda doğum sürecinin ilerleyişini etkileyebileceği ifade edilmektedir (10).

Doğum sırasında annenin beslenmesi ve sıvı alımı da doğum sürecinin sağlıklı ilerlemesi açısından önem taşımaktadır. Doğum eylemi sırasında gereksiz açlık uygulamalarının annenin metabolik dengesini bozabileceği ve doğum sürecinin uzamasına neden olabileceği belirtilmektedir (11).

Doğum eylemi sırasında ortaya çıkabilecek perineal travmalar da doğum deneyimini etkileyen faktörlerden biridir. Özellikle primipar kadınlarda perineal travma riskinin daha yüksek olduğu ve bu durumun doğum sonrası iyileşme sürecini etkileyebileceği belirtilmektedir (12).

2. Doğum Sürecinde Psikososyal Destek Kavramı

Doğum süreci, kadının yaşamında fiziksel değişimlerin yanı sıra önemli psikolojik ve sosyal dönüşümlerin yaşandığı bir dönem olarak değerlendirilmektedir. Bu süreçte annenin yaşadığı stres, kaygı ve belirsizlik duyguları doğum deneyimini doğrudan etkileyebilmektedir. Doğum eylemi sırasında annenin psikolojik olarak desteklenmesi, doğum sürecine uyum sağlamasını kolaylaştırmakta ve doğum deneyiminin daha olumlu algılanmasına katkı sağlamaktadır. Doğum sonrasında annelerin yaşadığı psikolojik sorunlardan biri olan postpartum depresyonun, doğum sürecinde yaşanan deneyimler ve annenin aldığı sosyal destek ile yakından ilişkili olduğu belirtilmektedir. Annelerin doğum sonrası dönemde yaşadıkları depresif belirtilerin emzirme davranışı ve anne-bebek etkileşimi üzerinde önemli etkiler oluşturduğu ifade edilmektedir (13).

Doğum sürecinde sağlanan psikososyal destek yalnızca doğum anı ile sınırlı kalmamakta, gebelikten başlayarak doğum sonrası döneme kadar devam eden bir bakım yaklaşımını kapsamaktadır. Gebelik sürecinde annenin fizyolojik ve psikolojik sağlığının korunması doğum sonuçlarını doğrudan etkilemektedir. Özellikle gebelik döneminde annenin beslenme durumu ve biyokimyasal değerleri bebeğin gelişimini belirleyen önemli faktörler arasında yer almaktadır. Anne adaylarında görülen demir eksikliği gibi sağlık sorunlarının hem annenin hem de yenidoğanın sağlığını etkileyebileceği ve doğum sürecinde çeşitli komplikasyonlara yol açabileceği belirtilmektedir (14).

Doğum sonu dönemde annenin psikolojik uyumu ve sosyal çevresiyle kurduğu ilişkiler de psikososyal destek kapsamında değerlendirilmektedir. Annelerin doğum sonu dönemde en çok ihtiyaç duydukları unsurların başında sosyal destek gelmektedir. Yapılan araştırmalar, doğum sonrasında annelerin özellikle eşlerinden ve aile üyelerinden destek beklediklerini ve bu desteğin annenin psikolojik iyilik halini olumlu yönde etkilediğini göstermektedir. Sosyal destek eksikliği ise annenin doğum sonrası döneme uyum sağlamasını zorlaştırmakta ve anne-bebek ilişkisinin gelişimini olumsuz etkileyebilmektedir.

Psikososyal destek kavramı, doğum sürecinde annenin yalnızca fiziksel gereksinimlerinin karşılanması ile sınırlı değildir. Aynı zamanda annenin duygusal gereksinimlerinin karşılanması, bilgilendirilmesi ve güven duygusunun güçlendirilmesi de psikososyal destek kapsamına girmektedir. Bu süreçte sağlık profesyonellerinin anne ile kurduğu iletişim ve sağladığı destek, annenin doğum sürecini daha güvenli ve kontrollü bir şekilde deneyimlemesine yardımcı olmaktadır. Doğum sırasında anneye sunulan sürekli destek, kadının doğum sürecine aktif katılımını artırmakta ve doğum deneyiminin daha olumlu algılanmasını sağlamaktadır.

Doğum eylemi sırasında psikososyal desteğin sağlanması, aynı zamanda annenin doğum sonrası dönemde bebeği ile kuracağı ilişkinin de güçlenmesine katkı sağlamaktadır. Bu süreçte annenin fiziksel ve psikolojik gereksinimlerinin karşılanması, doğum sonrası ebeveynlik rolüne uyum sürecini kolaylaştırmaktadır. Doğum sürecinde sağlanan destekleyici bakım uygulamaları, annenin kendine olan güvenini artırmakta ve annelik rolünü daha sağlıklı bir şekilde benimsemesine yardımcı olmaktadır (15).

3. Doğum Eyleminde Sağlık Profesyonellerinin Destekleyici Rolü

Doğum eylemi sırasında sağlık profesyonellerinin rolü, yalnızca tıbbi müdahalelerin uygulanması ile sınırlı değildir. Ebe ve hemşireler doğum sürecinde annenin fiziksel sağlığını korumanın yanı sıra psikolojik gereksinimlerini karşılayan ve doğum deneyimini destekleyen bakım uygulamalarını da gerçekleştirmektedir. Bu bağlamda sağlık profesyonellerinin doğum sürecinde sağladığı destekleyici bakım, doğum deneyiminin niteliğini doğrudan etkilemektedir. Doğum eylemi sırasında annenin kendini güvende hissetmesi ve doğum sürecine aktif katılım göstermesi sağlık profesyonellerinin yaklaşımı ile yakından ilişkilidir.

Doğum bakımında destekleyici yaklaşımın önemli bir unsuru annenin doğum sürecine ilişkin bilgilendirilmesidir. Annenin doğum sürecinde neler yaşayacağı konusunda bilgi sahibi olması, doğum sırasında ortaya çıkabilecek kaygı ve belirsizlik duygularını azaltmaktadır. Sağlık profesyonellerinin empatik yaklaşımı ve etkili iletişim kurması, annenin doğum sürecine ilişkin güven duygusunu güçlendirmektedir. Doğum sırasında uygulanan bakım yaklaşımlarının anne ve bebeğin sağlığı üzerindeki etkileri konusunda annelerin bilgi sahibi olması doğum sürecine yönelik algıyı da etkilemektedir. Örneğin sezaryen doğum konusunda yapılan araştırmalar, annelerin önemli bir kısmının sezaryen doğumun anne ve bebek sağlığı üzerinde olumsuz etkileri olabileceğini düşündüklerini göstermektedir (16).

Sağlık profesyonellerinin doğum sürecinde uyguladığı bakım yaklaşımlarından biri de doğum sırasında gereksiz müdahalelerin azaltılmasıdır. Doğum eylemi sırasında uygulanan bazı rutin işlemlerin anne ve bebek sağlığı üzerinde belirgin bir fayda sağlamadığı bilinmektedir. Bu nedenle doğum bakımında kadının bireysel gereksinimlerinin dikkate alınması ve gereksiz müdahalelerin azaltılması önem taşımaktadır. Doğum sürecinde kadının duygu ve beklentilerinin dikkate alınması, doğum deneyiminin daha olumlu algılanmasını sağlamaktadır (17).

Doğum bakımında ebe ve hemşirelerin rolü yalnızca doğum anı ile sınırlı değildir. Doğum sonrasında da anneye rehberlik edilmesi ve destek sağlanması büyük önem taşımaktadır. Özellikle emzirme sürecinde annelere sağlanan danışmanlık hizmetleri, emzirmenin başlatılması ve sürdürülmesi açısından önemli bir rol oynamaktadır. Emzirme danışmanlığı yalnızca teknik bilgi verilmesini değil aynı zamanda annenin psikolojik olarak desteklenmesini de kapsamaktadır (18).

4. Psikososyal Desteğin Anne ve Yenidoğan Sağlığı Üzerindeki Etkileri

Doğum sürecinde sağlanan psikososyal destek, hem anne hem de yenidoğan sağlığı üzerinde önemli etkiler yaratmaktadır. Annenin doğum sürecinde yaşadığı stres ve kaygı düzeyinin yüksek olması doğum sürecinin ilerleyişini olumsuz etkileyebilmekte ve doğum sürecinin uzamasına neden olabilmektedir. Buna karşılık annenin kendisini güvende hissetmesi ve desteklenmesi doğum sürecinin daha düzenli ilerlemesine katkı sağlamaktadır. Psikososyal destek sayesinde annenin doğum sürecine uyum sağlaması kolaylaşmakta ve doğum deneyimi daha olumlu algılanmaktadır (19).

Doğum sonrasında anne ile bebek arasında kurulacak olan bağlanma süreci de doğum deneyimi ile yakından ilişkilidir. Doğum sonrası dönemde annenin psikolojik durumu ve sosyal destek düzeyi, anne-bebek bağlanmasının gelişimini doğrudan etkilemektedir. Yapılan araştırmalar, sosyal desteğin anne-bebek bağlanması üzerinde önemli bir rol oynadığını ve sosyal destek düzeyi yüksek olan annelerde bağlanmanın daha güçlü olduğunu göstermektedir (20).

Doğum sonrası dönemde annenin psikolojik iyilik hali yalnızca anne ile sınırlı kalmamakta, bebeğin gelişimi üzerinde de etkili olmaktadır. Anne-bebek ilişkisinin sağlıklı gelişmesi, bebeğin duygusal ve sosyal gelişimi açısından büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle doğum sonrası dönemde annenin psikolojik olarak desteklenmesi ve sosyal çevresi tarafından desteklenmesi gerekmektedir.

Bununla birlikte doğum sürecinde sağlanan psikososyal destek, annenin ebeveynlik rolünü benimsemesini ve bebeği ile sağlıklı bir ilişki kurmasını kolaylaştırmaktadır. Doğum sonrası ebeveynlik davranışlarının gelişiminde annenin psikolojik durumu, doğum deneyimi ve sosyal destek düzeyi belirleyici faktörler arasında yer almaktadır (21). Bu süreçte annenin kendini güvende hissetmesi ve desteklenmesi ebeveynlik rolünün daha sağlıklı gelişmesine katkı sağlamaktadır (22).

Doğum sürecinde annenin fiziksel ve psikolojik sağlığının korunması, bebeğin fizyolojik gelişimi açısından da önem taşımaktadır. Yenidoğanın bağışıklık sistemi, beslenme şekli ve doğum sürecinde maruz kaldığı çevresel faktörler mikrobiyota gelişimini etkileyebilmektedir. Yapılan çalışmalar, gebelik ve doğum sürecinin yenidoğanın bağırsak mikrobiyotasının oluşumunda önemli bir rol oynadığını göstermektedir (23).

 

KAYNAKÇA

  1. Çöpden, N., Dinç Kaya, H., & Günaydın, S. (2025). The first stop on the parenting journey: Parenting behaviour in the postpartum period. Atlas Journal of Medicine, 5(14), 234–240.Ç
  2. Cakar, F. A. (2025). Ailede doğum sonrası değişen roller ve uyum süreci. ASBÜ YUVA Uluslararası Aile Araştırmaları Dergisi, 3(1), 122–141.
  3. Demir, A., & Yazar, M. (2023). Prenatal dönemde stres, anksiyete ve depresyonun incelenmesi: Geleneksel derleme. KTO Karatay Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dergisi, 4(3), 197–211.
  4. Malas, E. M. (2024). COVID-19 döneminde doğum sonrası depresyon riski değerlendirmesi: Kesitsel bir çalışma. Rize Tıp Dergisi, 1(2), 49–59.
  5. Çopuroğlu, M., Baykan Çopuroğlu, Ö., & Kaya, K. (2025). A comparative analysis of maternal perceptions during pregnancy and the postpartum period. Eskisehir Medical Journal, 6(3), 262–268.
  6. Kekil, S., & Elkoca, A. (2025). The use of music therapy in the prenatal and postnatal period. Experimental and Applied Medical Science, 6(1), 126–134.
  7. Sungur, H., Türkmen, H., & Palas Karaca, P. (2023). Jean Ball’ın sallanan sandalye teorisi kapsamında ebelik bakımı. Journal of Midwifery and Health Sciences, 6(2), 122–127.
  8. Demirci, Ö., & İnan, E. (2023). Postpartum paternal depression: Its impact on family and child development. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 15(3), 498–507.
  9. Sevil, Ü., Yücel, A. S., Çatıkkaş, F., Özpınar, S., Öztaş, D., & Korkmaz, M. (2025). The role of psychological and social factors in the caesarean section birth preferences of women who exercise. The Online Journal of Recreation and Sports, 14(4), 475–487.
  10. Aslan, H., & Aluş Tokat, M. (2023). Doğum pozisyonlarının annenin psikolojisine etkisi. Kadın Sağlığı Hemşireliği Dergisi, 9(Özel Sayı-1), 20–23.
  11. Dogru, H. Y., Özsoy, F., Dogru, S., Coppel, J., Özsoy, Z., Çakmak, B., Karaman, T., & Sahin, A. (2024). The emotional state during cesarean section and vaginal delivery. Osmangazi Tıp Dergisi, 46(2), 174–182.
  12. Tandoğan, Ö., & Yakıt Ak, E. (2025). Suriyeli göçmen kadınların obstetrik şiddet algısı: Nitel bir çalışma. Akdeniz Tıp Dergisi, 11(3), 331–338.
  13. Akbaş, N. B., & Batkın, D. (2025). The identification of relationships of the quality of lives of puerperal women, who are registered to certain family health centers in Tokat Province of Türkiye, with their support needs and the support received by them in the postpartum period. Etkili Hemşirelik Dergisi, 18(1), 73–88.
  14. Bilgin, Z. (2024). Genç kadınların travma algıları ile evlilik öncesi doğum korkuları arasındaki ilişki. Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dergisi, 8(3), 278–295.
  15. Anşin, D., Eker, H., & Gülden, G. (2025). Ev içi şiddet mağduru kadınlarda travma sonrası stres bozukluğu ve depresyon: Belirti sıklığı ve risk faktörleri üzerine bir gözden geçirme. Yalova Sosyal Bilimler Dergisi, 15(2), 262–273.
  16. Kılıçlı, A., & Gül, S. (2024). Predictors of breastfeeding success in postpartum period: Delivery type, postpartum support, and postpartum depression. Journal of Midwifery and Health Sciences, 7(4), 625–638.
  17. Aktaş Reyhan, F., & Sayiner, F. (2024). Doğum ortamının önemi ve ideal doğum ünitesi üzerine bir derleme çalışması. Journal of Midwifery and Health Sciences, 7(1), 176–186.
  18. Demir, R. (2023). Kadınların doğumda sosyal destek tercihleri ve deneyimleri: Nitel bir çalışma. Balıkesir Sağlık Bilimleri Dergisi, 12(1), 201–210.
  19. Uyanık, A., Sadıç, E., & Kaplan, N. (2023). Baba oluyorum: Değişen rollerime uyum sağlıyorum. Balkan Sağlık Bilimleri Dergisi, 2(2), 79–86.
  20. Avsar, R. M., & Yılmaz Esencan, T. (2025). Holistic midwifery care practices based on the Neuman systems model during pregnancy. Sağlık Bilimleri ve Teknolojileri Dergisi, 2(2), 59–68.
  21. Karakayalı Ay, Ç., Özşahin, Z., & Karataş Okyay, E. (2023). The moderating effect of birth satisfaction on the correlation between mother-infant bonding and psychological resilience. Genel Tıp Dergisi, 33(4), 377–383.
  22. Gülçelik, F., & Kırca, N. (2025). Afetlerin kadın sağlığı üzerindeki yansımaları. Advances in Women’s Studies, 7(1), 21–30.
  23. Sevindik, H. H., & Ataman, H. (2025). COVID-19 pandemisi sırasında doğum yapan kadınlarda postpartum depresyon ile algılanan sosyal destek düzeyi arasındaki ilişkinin incelenmesi. Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Sağlık Bilimleri ve Araştırmaları Dergisi, 7(3), 894–904.

 

Hazırlayan: Nuriye Özlem Taşkoparan

Acıbadem Kayseri Hastanesi

Ekip Lideri

Kategoriler

  • Paylaş

Önceki Yazı Umut ile Veda Arasında: Bir Onkoloji Hemşiresinin Hikâyesi

Yorumlar

Yorum Bırak

2020 - Acıbadem Hemşirelik - Tüm Hakları Saklıdır.