Bir Hastanın Sessiz Çığlığı: Erkeklerde Meme Kanseriyle Yüzleşmek

Yönetici hemşire olarak yıllardır pek çok hastayla tanıştım, sayısız hikâyeye tanıklık ettim. Ancak bazı karşılaşmalar vardır ki yalnızca mesleki yaşamınızı değil, insan olarak bakış açınızı da kökten değiştirir. Bu hikâye, böyle bir karşılaşmanın bende bıraktığı derin izlerin hikâyesidir.

Bir gün, servise yeni yatışı yapılan bir hastayı karşılamak üzere odasına girdim. Sistemde “meme kanseri” tanısı yazıyordu. Kapıyı çalıp içeri girdiğimde yatağın kenarında oturan kişinin bir erkek olduğunu gördüğümde kısa bir an duraksadım. Meslek hayatım boyunca meme kanseri tanılı sayısız kadın hasta görmüştüm; ancak erkek bir meme kanseri hastasıyla ilk kez karşılaşıyordum. Kendimi tanıttıktan sonra anamnez almaya başladım. Hastanın sesi sakindi, fakat gözlerinde derin bir yorgunluk ve pişmanlık hissediliyordu. Bana, bir erkek olarak meme kanseri olabileceğini hiç düşünmediğini söyledi. Toplumda bu hastalığın çoğunlukla “kadın hastalığı” olarak anlatıldığını, erkeklere yönelik bilgilendirme, kampanya ya da farkındalık çalışmalarının neredeyse hiç olmadığını ifade etti. Yaklaşık bir yıl boyunca memesinde ağrı hissettiğini, zamanla şekil bozukluğu ve kızarıklık fark ettiğini, ancak bunu önemsemediğini anlattı. Sonunda ciltle ilgili bir sorun olabileceğini düşünerek bir dermatoloji hekimine başvurduğunu, oradan onkoloji ve genel cerrahiye yönlendirildiğinden bahsetti. Yapılan tetkikler sonucunda meme kanseri tanısı aldığını,  üstelik ileri evrede olduğunu iletti. “Keşke daha önce bile bilseydim”, “Bir erkeğin de meme kanseri olabileceğini kimse bana söylemedi” dedi. O an odada ağır bir sessizlik oluştu. Tanıyı değil, bilgisizliği sorguluyordu. Bir sağlık çalışanı olarak hastalığının bilgisizliği nedeniyle gecikmesine üzülüyordum. Tam o sırada bana beklemediğim bir soru sordu; “Peki siz bir sağlık çalışanı olarak ne kadar bilinçlisiniz? Meme muayenelerinizi aksatmadan yapıyor musunuz?”

Bu soru karşısında içimde ani bir yüzleşme yaşadım. Kadınlara yönelik eğitimler, taramalar, farkındalık günleri… Hepsi vardı. Peki ya erkekler? Bu konuda ne kadar bilgiliydim? Erkek meme kanseri belirtilerini, risk faktörlerini, erken tanı yöntemlerini ne kadar biliyordum? Kendimi yetersiz hissettim. O odadan çıktığımda yalnızca bir hastayla görüşmüş değildim; mesleki sorumluluğumun görünmeyen bir alanıyla karşılaşmıştım. Bu olaydan sonra erkek meme kanseri üzerine kapsamlı bir literatür taraması yaptım. Öğrendiklerim beni şaşırttı; “Hastalık nadir görülse de çoğu erkek, belirtileri tanımadığı için geç başvuruyor ve tanı genellikle ileri evrede konuluyordu.” Daha da çarpıcı olan ise kendi çalışma ortamımda yaptığım gözlemdi. Erkek sağlık çalışanlarının büyük bir kısmının da bu konuda yeterli bilgiye sahip olmadığını fark ettim. Bunun üzerine küçük ama anlamlı bir adım attım. Çalıştığım kurumda görev yapan erkek sağlık personeline yönelik bireysel bilgilendirme eğitimleri düzenlemeye başladım. Meme kanserinin erkeklerde de görülebileceğini, hangi belirtilerin uyarıcı olduğunu, kendi kendine meme muayenesinin nasıl yapılacağını anlattım. Resmî bir çalışma ve tamamen vicdani bir sorumluluğun sonucuydu. Zamanla bu bilgilendirmeler yalnızca sağlık personeliyle sınırlı kalmadı. Çevremdeki her erkeğe, aile üyelerime, arkadaşlarıma, tanıdıklarıma bu konudan söz etmeye başladım. Her fırsatta erken farkındalığın hayat kurtarabileceğini vurguladım. Bugün geriye dönüp baktığımda, o gün odasına girdiğim hastanın yalnızca kendi yaşam mücadelesini değil, pek çok insanın hayatına dokunacak bir farkındalık zincirini başlattığını görüyorum. Belki o hasta hastalığını çok geç fark etmişti; ancak onun hikâyesi sayesinde yüzlerce, belki binlerce kişi erken farkındalık kazandı. Bir hemşire olarak öğrendiğim en önemli derslerden biri şu oldu:

Bazen en büyük eğitim, en beklenmedik yerden gelir, bir hastanın sessiz çığlığından. Bu süreç beni hem mesleki hem de insani açıdan derinden etkiledi. Artık biliyorum ki farkındalık yalnızca bilgi vermek değildir; bir insanın yaşadığı acının başka hayatlarda tekrarlanmaması için köprü olmaktır ve bazen tek bir hasta, sayısız insanın hayatını değiştirebilir.

 

Hazırlayan: Hem. Erdem Akdemir

Sorumlu Hemşiresi

Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi

  • Paylaş

Önceki Yazı Kan Alma İşlemi İle İlgili Bunları Biliyor Musunuz?

Yorumlar

Yorum Bırak

2020 - Acıbadem Hemşirelik - Tüm Hakları Saklıdır.